Meltem Can Karabay

E-Bültenimize Abone Olun

Duygu Yönetimi ve Farkındalık Eğitimi

Duyguları Yönetmek Mümkün mü?

Duygular bireyi, çevresinde gerçekleşen olaylara ilişkin bilgilendirir ve kişisel amaçları etkiler. Duygular amaca hizmet ettiğinde yol gösterici, harekete geçirici fonksiyona sahiptir. Baskı altında tutulmuş duygular ortaya çıktığında, sınır tanımaz sonuçlara varılabilir. Kendimiz bile şaşırabiliyor karşımızdaki bireyi dehşete düşüren beklenmedik davranışlar sergileyebiliyoruz. Kendisinin ne hissettiğinden habersiz bir birey, başkasının ne hissettiğini anlayamaz. Duygusal beyinle akılcı beyin işbirliği içerisinde olmalıdır.Duygularımızı iyi-kötü , doğru-yanlış biçimde gruplandırmaktansa bir parçamız olduğunu kabul edip duygularımızın farkına varmamız en doğrusudur.Duygularımızla tanışmak,onları fark etmek ve yakalamak yaşam kontrolünün bizde olmasını sağlar.

Bunları Bir Düşünün!

Bu eğitimin ne kadar önemli olduğunu ve size sağlayabileceği katkıları şimdi daha net anlayacaksınız.

Eğer insanlar, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yönetebilselerdi; sahip oldukları etkili ve sağlık iletişimle ilgili bilgileri işe yarayabilirdi. Karar verdiklerinde diyetlerini sürdürebilirlerdi, kitap okuma, spor yapma vb. olumlu alışkanlıkları kazanabilirler.

Eğer insanlar, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yönetebilselerdi; aile içi huzurlarını koruyabilir ya da yeniden inşa etme şansına sahip olurlardı. “Çocuk nasıl yetiştirilir?”, “Nasıl iletişim kurmalıyız?” “Nasıl eş olmalıyız”, “Etkili yönetici, doktor, öğretmen, pazarlamacı vb. nasıl olmalı? Sorularının cevaplarını bilmek yetmiyor. Asıl olan sahip olduğunuz doğru bilgileri nasıl yaşama geçireceğinizdir.

Eğer insanlar, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yönetebilselerdi; okulda ve yaşamda daha başarılı, özgüveni yüksek ve girişimcilik ruhu güçlü, sosyal ve daha dengeli, uyumlu çocuklar yetiştirmek daha kolay olurdu.

Eğer insanlar, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yönetebilselerdi; ruhsal rahatsızlıklara yakalanma ihtimalleri daha düşük olurdu veya ruhsal rahatsızlıklardan daha kısa sürede kurtulabilirlerdi veya yeniden ruhsal bir rahatsızlık yaşama ihtimalleri oldukça düşük olurdu. Ruh ve beden sağlıklarını daha iyi koruyabilirlerdi.

Eğer insanlar, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yönetebilselerdi; öfkenin, aceleciliğin, bencilliğin, kibrin, takıntıların, hiç karşılanamayacak beklentilerinin kurbanları olmazlardı. Gerçek özgürlüğü yaşarlardır.

Eğer insanlar, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yönetebilselerdi; geçmişte yaşadıkları olumsuz deneyimlerin onlarda oluşturduğu kişilik arızalarından kurtulabilirlerdi.

Her şeyi bilen insan kendini bilebilseydi (düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yönetebilseydi) gözleri şimdikinden daha farklı görür, kulakları şimdikinden daha farklı duyar ve kalpleri şimdikinden daha farklı bilirdi.