Varoluş süreci

       İstisnasız olarak karşılaştığımız herkes, yüzeydeki davranışı her nasıl olursa olsun koşulsuz sevgi deneyimi arar. Nefret dolu olsalar bile şahit olduğumuz, onların sevgi için yanlış yönlendirilmiş yakarışlarıdır.

       Başlangıçta bu bizim için aşikar olmayabilir. Çünkü koşulsuz sevgiyi gerçekleştirmek için sergilediğimiz davranış aslında nadiren kendimizin aradığı koşulsuz sevgiyi yansıtır. Davranışlarımızın sevgiyi hep başkalarından almak üzere düzenlenmiş olduğunu ve aradığımız koşulsuz sevgiye ne gibi koşullar yüklediğimizi fark edemeyiz. Başka bir deyişle, davranışlarımızın aramakta olduğumuz deneyimle ne kadar ters düşmekte olduğundan habersizizdir.

       Farkına varmaya başladıkça, herkesin bizden bir şey “almaya” çalıştığını görürüz. Bu dünyanın devamlı olarak bizlerden bir şeyler almaya çalışıyor olması aslında kendi davranışımızın olağan yansımasıdır. Bu davranışı çocukluğumuzda kendi ebeveynlerimizden kopyalayarak edindik. Onlar da kendi ebeveynlerinden ve aynı şekilde uzayıp gider. Ama koşulsuz sevgi başkalarından alınarak değil sadece verme ve kabullenme ile deneyimlenir.

       Mühürlenmiş durumumuza dayalı sevgi tanımlamasına uygun bir yaşam deneyimi yarattığımızı görebilecek yeterli şimdiki zaman farkındalığı kazandığımızda, bu çıkmazı komik bir trajedi olarak kabul edebiliriz. Körü körüne ebeveynlerimizin bize sunduğu örneği takip edişimize gülebiliriz. Kendi özsel bilgilerimize dayanan bir hayatta her şey nasıl şekillenirdi?

       Aslında, bize geçirip mühürledikleri inanç sistemlerini çözümleyip onların üstesinden gelene kadar bizler kendi ebeveynlerimiziz, demek oldukça doğrudur. Bu, bir körün diğer bir körü yönlendirmesi gibidir.

       Bu döngüyü anlamak bizi geçmişteki tüm yanlış yönlendirilmiş davranışlarımızda kendimizi affetmemiz için kuvvetlendirir. Yanlış yerlerde, yanlış şekillerde sevgi arayışı içindeydik. Bu içgörü sayesinde neden bugüne kadar deneyimlediğimiz yaşamın kalitesi bu şekildeydi anlayabiliriz.

      Koşulsuz sevginin ne olduğunu bilmediğimizi kabul ve itiraf ederek özgünlük yolculuğumuza çıkarız. Koşulsuz sevginin ne olduğu hakkında en ufak bir fikre sahip olmamanın zekamızla hiçbir ilgisi yoktur. Koşulları devamlı değişen bir dünyada koşulsuz sevgi gerçekten de en nadir bulunan mücevherdir. Bu yaşamda koşulsuz sevgiye uyanmak, okyanusun derinliklerinde bir parça temiz hava bulmak gibidir.

       Ve işte bu dünyada koşulsuz sevgiye uyanmak için bir ipucu yatar: Okyanusun derinliklerinde bir parça temiz hava bulmak istiyorsak, onu oraya kendimizin koyduğunda emin olmamız tavsiye edilir.

      Çıkmazımızı kavrayarak kendimize yarattığımız tüm dramlar için gülebiliriz. Bu kahkaha gerçekten aradığımız tek ilaçtır. Çünkü kendi dramımıza gülebilmek kendimizi affettiğimizin göstergesidir.

VAROLUŞ SÜRECİ MICHAEL BROWN SYF (275-276)