OSHO DEĞİŞİM

Geçmiş, “sorumluluk” sözcüğünün güzelliğini yok etti. Bunu neredeyse göreve denk bir hale getirdik; aslında öyle değil. Görev, spirütel köleliğin bir parçası olarak gönülsüz bir şekilde yapılır. Büyüklerine olan görevlerin, eşine olan görevlerin, çocuklarına olan görevlerin. Bunlar sorumluluk değildir. “Sorumluluk” (responsibility) sözcüğünü anlamak çok önemlidir. Responsibility sözcüğünü bölelim: Response (tepki) ve ability (beceri).

       İki şekilde hareket edersin; biri etki, diğeri tepkidir. Etki, geçmiş koşullarından kaynaklanır; mekaniktir. Tepki ise varlığından, farkındalığından ve bilincinden gelir; mekanik değildir. Tepki verme becerisi, büyümenin en önemli ilkelerinden biridir. Hiçbir düzeni ya da komutu izlemezsin, sadece farkındalığını izlersin. Bir ayna gibi, durumu yansıtıp ona tepki vererek yaşarsın; hafızandan ya da geçmişteki benzer tecrübelerden değil. Tepkilerini tekrarlamazsın, bu anda, yeni, taze bir şekilde hareket edersin. Ne durum eskidir, ne desenin tepkin. Her ikisi de yenidir. Bu beceri, isyanın niteliklerinden biridir. 

       Dünyadan vazgeçerek, ormanlara, dağlara kaçarak, bir öğrenme fırsatından kaçarsın. Himalayalarda bir mağarada, hiçbir sorumluluğun olmayacak. Ama unutma, sorumluluk olmadan büyüyemezsin. Bilincin olduğu yerde kalır. Gelişmek için, sorumluluğun zorluklarıyla yüzleşilmeli, karşılaşılmalı ve onlar kabullenilmelidir.

       Kaçaklar korkaklardır. İsyankarlar değil. Gerçi bugüne kadar onların isyankar ruhlar olduğu öğretildi. Ama değiller, onlar sadece korkaktırlar. Yaşamla baş edemezler. Zaaflarını, kırılganlıklarını bilirler ve kaçmanın daha iyi olduğunu düşünürler; çünkü o zaman zaaflarınla, zayıflıklarınla yüzleşmek zorunda kalmazsın. Hiçbir zorluk yaşamazsın. Ama zorluklar olmadan, nasıl büyüteceksin?

       Hayır, isyankar dünyadan ve toplumdan vazgeçmez. Ama başka şeylerden kesinlikle vazgeçer. Ona, toplum tarafından empoze edilen sözde ahlaktan vazgeçer; yine toplumun empoze ettiği sözde değerlerden vazgeçer; toplumun verdiği bilgiden vazgeçer. Toplumdan vazgeçmez, ama toplumun ona verdiği her şeyden vazgeçer. Gerçek vazgeçiş budur.

       İsyankar, savaşarak, mücadele ederek toplumda yaşar. Kalabalıkta kalmak ve kalabalığa itaat etmemek, ama kendi bilincine itaat etmek, büyüme için inanılmaz bir fırsattır. İçindeki potansiyeli dışarı çıkarmanı sağlar; sana itibar kazandırır.

      İsyankar bir savaşçıdır. Ama Himalayalardaki bir mağarada nasıl bir savaşçı olabilirsin? Kiminle savaşacaksın? İsyankar toplumda kalır, ama artık toplumun bir parçası değildir. Bu onun vazgeçişi, isyanıdır. İnatçı değildir, dik başlı değildir, egoist değildir; körü körüne savaşmaz.

       Evet doğru bir şey görürse, ona boyun eğer; ama kendi doğruluk hissine boyun eğer, başkaları tarafından verilen buyruklara değil. Ve eğer doğru olmadığını görürse, başkaldırır, bedeli ne olursa olsun. Çarmıha gerilmeyi kabul edebilir, ama hiçbir spiritüel köleliği kabullenmeycektir.      Eğer yüreği hayır diyorsa, ona evet dedirtmenin hiçbir yolu yoktur. Onu ölürebilirsin, ama isyankar ruhunu yok edemezsin.

Değişim – Osho Syf 43-44